İmdat Freni

Mehdi Amel: Arap Marksizmi ve Lübnan Komünist Partisi – Gilbert Achcar

Bu metin, Gilbert Achcar’ın Mehdi Amel’in seçme yazılarına yazdığı önsözün çevirisidir. Söz konusu yazılar, Brill yayınevinin “Historical Materialism” dizisinde Arab Marxism and National Liberation: Selected Writings of Mahdi Amel başlığıyla yayımlanmıştır. Metinler Arapçadan İngilizceye Angela Giordani tarafından çevrilmiş, giriş yazısı Hicham Safieddine tarafından kaleme alınmış ve kitap yine onun editörlüğünde hazırlanmıştır. Bu metnin Fransızca çevirisi ise Christian Dubucq tarafınan gerçekleştirilmiştir.

Arap dünyasında Marksizm konusunda bilgili herhangi birinden, bölgeden çıkmış büyük bir Marksist düşünürün adını vermesini isteyin; büyük olasılıkla, diyelim on kereden sekizinde ya da dokuzunda, şu iki isimden biri anılacaktır: Samir Amin ya da Mehdi Amel. Sorunuzu, eserlerinin büyük bölümünü Arapça kaleme almış Marksist yazarlarla sınırlandırırsanız, muhtemelen aynı oranda ikinci isim ilk sırada gelecektir. Gerçek adı Hassan Hamdan olan Mehdi Amel, devrimci teorinin devrimci pratikten ayrılamayacağını düşünen ve siyasal inançları doğrultusundaki militan faaliyetleri nedeniyle öldürülme riskinin dahi yıldırmadığı entelektüellerden biriydi.

Sağcı çeteler tarafından öldürülmek, kuşkusuz işçi hareketinin önde gelen figürleri açısından ödenebilecek en yüksek bedellerden biridir – Jean Jaurès ya da Rosa Luxemburg’u düşünelim – ancak böyle bir ölümün yarattığı yankı, doğal olarak, kişinin öldürülmeden önce kazandığı şöhretle orantılıdır. Mehdi Amel, 18 Mayıs 1987’de, 51 yaşındayken öldürülmesinden çok önce, hem genel olarak Arap entelektüel alanında hem de daha dar anlamda Marksist çevrelerde en önde gelen figürlerden biri olmuştu. Yıllarca süren gerileme ve felçleşmenin ardından Lübnan Komünist Partisi’nin (LKP) 1968’de başlayan yeniden canlanmasının en saygın entelektüel figürü hâline gelmişti.

Bunu izleyen 15 yıl boyunca LKP tarihindeki en güçlü dönemini yaşadı ve o sırada yalnızca dört milyon nüfusa sahip olan ülkede 15.000’i aşkın üyeye ulaştı. Bu dönem, Lübnan’daki uzun iç savaşın (1975-1990) ilk yedi yılını kapsıyordu. Parti, 1976’da Lübnan sağını desteklemek üzere müdahalede bulunan Suriye birliklerine karşı mücadelede ve 1978 ile 1982’deki İsrail işgallerine karşı direnişte kilit bir rol oynadı.

Stalinist kabuğundan sıyrılan Lübnan Komünist Partisi, 1968’den sonra Sovyetler Birliği’yle yakın bağlarını koruyan komünist partiler arasında en açık ve en canlı olanlardan biri hâline geldi. Bu sayede yeni bir toplumsal ve siyasal dinamizm kazandı ve Haziran 1967 Arap-İsrail Savaşı’ndan sonra Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) öncülüğünü üstlendiği bölgesel mücadeleye dâhil oldu. LKP, iç savaşın ilk yıllarının başlıca aktörlerinden biri olan Lübnan Ulusal Hareketi içinde, FKÖ’yle ittifak hâlinde önemli bir rol oynadı. İsrail ordusunun 1982’de Lübnan’ın yarısını işgal etmesinin ardından parti, işgale karşı gizli silahlı direnişi ilk başlatan ve örgütleyen güç oldu.

Mehdi Amel, Lübnan Komünist Partisi’nin altın çağında, ilk büyük eserinin yayımlandığı 1973’ten itibaren partinin entelektüel yıldızı hâline geldi. Uzun süre mumyalaşmış bir Sovyet Marksizminin egemenliği altında bastırılmış olan devrimci Marksizm geleneğini yeniden canlandıran özgün ve yenilikçi Marksist düşüncesi, LKP’nin yenilenme süreciyle son derece uyumluydu ve partinin yeni entelektüel çoğulculuğunu somutlaştırıyordu. Bununla birlikte, genel olarak Mehdi Amel’in düşüncesi partisinin resmî çizgisinden niteliksel olarak daha radikal kalmayı sürdürdü; nitekim partinin merkez komitesine ancak ölümünden kısa bir süre önce seçilebildi.

İsrail’in 1982’de Lübnan’ı işgali, LKP tarihinde belirleyici bir dönüm noktası teşkil etti. İşgalin başlıca hedefi Filistin hareketi olmakla birlikte, Lübnanlı örgütler arasında temel hedef LKP’ydi. İsrail işgal güçleri denetimleri altına giren bütün bölgelerde partinin bürolarını aradı, silahlarına el koydu ve en tanınmış üyelerini tutuklamaya çalıştı. İşgalin LKP’yi derinden etkileyecek bir başka sonucu ise İran İslam Cumhuriyeti tarafından desteklenen Şii dinî bir akımın ortaya çıkmasıydı; bu akım 1985’te Hizbullah’ın resmen ilan edilmesiyle sonuçlanacaktı.

Hizbullah, LKP’nin kurduğu Ulusal Direniş Cephesi’ne rakip olarak İslami Direniş’i örgütledi. Direniş üzerinde kendi tekelini kurmaya ve Lübnan’daki Şii nüfus üzerindeki hegemonyasını genişletmek amacıyla direnişe mezhepsel bir Şii kimliği kazandırmaya çalıştı. Hizbullah’ın bu alanda iki temel rakibi vardı. Bunlardan ilki, Hizbullah’ın ilk çekirdeğinin içinden çıktığı bir başka mezhepsel Şii örgütü olan Emel’di. Sonunda, Emel’in başlıca destekçisi olan Suriye rejiminin himayesinde iki hareket arasında bir modus vivendi, yani karşılıklı bir uzlaşma biçimi bulundu. Diğer rakip ise LKP’ydi: Parti, üyelerinin önemli bir bölümünü oluşturan Güney Lübnan Şiileri arasında kayda değer bir varlığa sahipti.

LKP’nin Güney Lübnan kökenli en saygın ve en tanınmış iki üyesi, yöneticiliklerinden çok entelektüel kimlikleriyle biliniyordu. Bunlardan ilki, resmî kayıtlara göre 1910 doğumlu olan Hüseyin Mürüvve’ydi. Ailesi onu henüz ergenlik çağındayken İslam ilahiyatı eğitimi alması için Irak’taki Necef’e göndermişti. Bu dinî birikim, yıllar sonra, 1978’de Arap-İslam felsefesindeki materyalist akımlar üzerine, bugüne kadar hâlâ hiçbir Avrupa diline çevrilmemiş kapsamlı bir çalışma yayımlamasını sağlayacaktı. Hüseyin Mürüvve 17 Şubat 1987’de öldürüldü.

LKP’nin Güney Lübnan kökenli diğer önemli üyesi Hassan Hamdan, yani Mehdi Amel idi. Komünist bir çevrede dünyaya gelen Hamdan, buna rağmen taşradaki köklerine bağlıydı; seçtiği mahlas da bunu açıkça gösteriyordu. Nitekim Amel adı hem doğduğu Güney Lübnan bölgesine – geleneksel olarak Cebel Amel adıyla bilinir – hem de bir Marksist açısından doğal olarak özel bir anlam taşıyan işçi figürüne gönderme yapıyordu; Arapçada amel “işçi” anlamına gelir. Mahdi/Mehdi adına gelince, İslam teolojisinde eskatolojik bir figüre, özellikle Şiilikte büyük önem taşıyan Mehdi’ye gönderme yapar; mahdi Arapçada “doğru yola iletilmiş” anlamına gelir. Mehdi Amel, Mürüvve’nin cenazesinde onun için yaptığı anma konuşmasından üç ay sonra, 18 Mayıs 1987’de öldürüldü.

Hamdan’ın yaklaşık otuz yıl boyunca hayat arkadaşı olan Evelyne Brun, onunla Fransa’da, ikisinin de öğrenci olduğu Lyon’da tanışmıştı. Brun, 11 Mayıs 2020’de Beyrut’ta hayatını kaybetti. İki yıl önce, eşinin anısına Ateşten Sandaletli Adam (L’Homme aux sandales de feu, Beyrut: Al-Farabi, 2018) başlıklı dokunaklı bir anma kitabı yayımlamıştı. Kitap, özgün Fransızca metinle Arapça çevirisini bir araya getiren iki dilli bir baskı olarak yayımlandı; bu tercih, Hassan ile Evelyne’in yaşamlarının ve kültürlerinin birbirine ne denli sıkı biçimde geçmiş olduğuna ilişkin simgesel bir göndermeydi. Kitapta, doğrudan Hassan’a ikinci tekil şahısla seslenen bölümlerle, ondan üçüncü şahıs olarak söz eden bölümler birbirini izler.

Evelyne’in Mehdi Amel’in öldürülmesinin hemen öncesindeki koşulları anlatışı, düşünürümüzün olağanüstü kişiliğine dair çarpıcı bir fikir verir:

Nisan ayının o akşamında, elinde bir dergiyle eve dönüyorsun. Dergiyi bana uzatıp, “İşte ölüm fermanım!” diyorsun. Sonra gülüyorsun; durmadan, taşkın bir biçimde gülüyorsun. Kahkahan hem tedirgin ve elektrikli, hem de tuhaf bir sevinçle dolu. Elindeki, Hizbullah’ın haftalık yayını Al Ahed. Parmağınla bir yazının son satırlarını gösteriyorsun: “Şam’da Hüseyin Mürüvve’nin cenazesinde konuşma yapan kişinin de sırası yakında gelecek.” […]

[18 Mayıs] Beyrut’ta bir sokak: Cezayir Sokağı. Fanatik nefretin ölüm düzeneği artık harekete geçmek üzere. Bir süredir her gün evimizin karşısına park eden bir otomobil var. Mahallede herkesin dikkatini çekmiş olan o beyaz BMW bekliyor. Cezayir Sokağı’na yaklaşıyorsun. Saat 10.05. Cinayet tam burada, tam bu saatte işlenecek. […]

Kar maskeli bir adam birden karşına çıkıyor ve sana sesleniyor: “Dr. Hassan Hamdan?” Arkana dönüyorsun. Havaya kalkmış eldeki tabancayı görür görmez o eli sertçe kavrıyorsun. Tam o sırada BMW’den bir başkası fırlıyor ve susturuculu silahıyla başına, göğsüne, karnına ateş ediyor. Yere yığılıyorsun. Kan akıyor. Otomobil, içindeki üç maskeli adamla hızla uzaklaşıyor.

Ey yenilmeyen sen; gözlerin sonuna kadar açık, ölümün sana doğru gelişini gördün. Ve son bir mücadele hareketiyle, ona yaşamın direnişiyle karşı koydun.

Evelyne Brun Hamdan bu kitabın yayımlanmasını büyük bir sabırsızlıkla bekliyordu. İngilizce okurların sonunda Mehdi Amel’in yazılarından yapılmış bir seçkiyi keşfedebilecek olması onu çok mutlu ediyordu. Kitabın yayımlanmasını hızlandırmak için elinden gelen her şeyi yaptı. Ne yazık ki kitabı ellerine alabilecek kadar uzun yaşayamadı. Bu nedenle bu önsöz ona ithaf edilmiştir; çünkü o, “ateşten sandaletli adam”ın anısıyla sonsuza dek birlikte anılacaktır.

Kaynak: Contretemps, https://www.contretemps.eu/mahdi-amel-marxisme-arabe-liberation-nationale-preface-achcar/

Türkçesi: İmdat Freni Çeviri Kolektifi. Başlık editoryal kurul tarafından değiştirilmiştir.