Dördüncü Enternasyonal’in 18. Dünya Kongresi’nden sonra Uluslararası Komite’nin ilk toplantısı, Şubat 2026’da Amsterdam’da 90’dan fazla yoldaşın katılımıyla gerçekleştirildi.
İlke olarak IV. Enternasyonal’e bağlı tüm örgütlerin temsilcilerini bir araya getiren bu toplantı, günümüzde emperyalizmin doğasına ilişkin bir tartışmayla açıldı — Vladimir Lenin, Rosa Luxemburg ve hareketimizin diğer tarihsel teorisyenleri tarafından geliştirilen klasik teorilerin, karşı karşıya olduğumuz durumu anlamak için bize ne ölçüde gerekli araçları sağladığı konuşuldu; ayrıca dünyayı işçi sınıfı ve ezilenlerin çıkarları doğrultusunda nasıl değiştirebileceğimize dair tartışıldı. Amerikan hegemonyasının Çin’in ekonomik yükselişi ve Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle tehdit edildiği çok kutuplu dünya, bu teorileri geçersiz mi kılmaktadır, yoksa bunu düşünenler eski metinleri yanlış mı yorumlamaktadır? Daha yakın dönem teorisyenlerden neler öğrenebiliriz?
Küresel bir kavrayış inşa etmek
Tartışma daha sonra dünyanın farklı bölgelerindeki güç dengelerine ilişkin bir dizi rapor üzerinden güncel durumun incelenmesine yöneldi. Donald Trump’ın ABD’deki konumunun güçlü ve zayıf yönleri ile MAGA tabanı içindeki bazı gerilimler ele alındı. Latin Amerika’da sene başındaki Venezuela’ya yönelik saldırının ardından Küba’ya yönelik süregelen tehditler ve Brezilya’daki yaklaşan seçimlere planlanan müdahaleler; buna paralel olarak Ekvador’da Daniel Noboa ve Arjantin’de Javier Milei gibi figürlerle kurulan işbirlikleri, Dunroe doktrini çerçevesinde değerlendirildi.
Orta Doğu’nun süregelen stratejik önemi de vurgulandı — her ne kadar Batı Şeria ve Yeşil Hat içinde yoğunlaşan Filistin halkına karşı devam eden soykırım artık manşetlerden büyük ölçüde düşmüş olsa da. İran’a yönelik artan tehditler (toplantı askeri saldırılardan önce gerçekleşmiştir) ve yeni Suriye rejiminin bu denklem içindeki yeri de tartışıldı.
Avrupa’da ise Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaş, kıtanın egemen sınıfları tarafından militarizasyonu artırmanın bir bahanesi olarak kullanıldı. Aynı zamanda kıta genelinde siyaset, diğer birçok bölgede olduğu gibi, aşırı sağa doğru kaymaktadır. Buna paralel olarak, sanayisizleşme, yaşam düzeyi krizi ve artan eşitsizlikler de genel tablonun sürekli tekrar eden unsurlarıdır.
Toplantının bu bölümünde Asya üzerine özel bir rapor sunulmamış olsa da, Pakistan, Filipinler ve Japonya’dan gelen katkılar, genel durumun bu ülkeler üzerindeki etkilerini değerlendirme imkânı sağlamıştır.
Militan perspektiflerimiz
Yoldaşların karşı karşıya olduğumuz durumu daha ayrıntılı inceleme ve çeşitli girişimler geliştirme fırsatı bulduğu bir dizi bölgesel toplantının ardından, katılımcılar sürmekte olan direnişleri tartışmak üzere yeniden bir araya geldi. Ukrayna’daki Sotsialnyi Rukh’tan yoldaşlar, savaş ve işgal koşullarında yaşamın gerçekliklerini büyük bir güçle aktardılar; özellikle de savaşın yükünün eşitsiz biçimde dağıtıldığı bir bağlamda. Aynı zamanda gerici emek reformlarına ve Zelensky hükümetinin yolsuzluklarına karşı, toplumsal cinsiyet eşitliği için ve Filistin halkıyla dayanışma içinde mücadelelerini paylaştılar.
Amerika Birleşik Devletleri’nden gelen katkılar da dikkat çekiciydi. Bu katkılar, Trump’ın Latin Amerika’ya yönelik saldırgan politikaları ile ABD içindeki göçmenlere karşı yürütülen savaş arasındaki bağı katılımcılara hatırlattı. Özellikle Minneapolis’te ICE’a karşı verilen mücadelenin boyutu ele alındı ve 28 Mart’ta planlanan yeni “No Kings!” seferberliği tartışıldı.
Bu bölümün son raporu Çin ve Japonya’dan yoldaşlar tarafından sunuldu ve yılın ilerleyen dönemlerinde Japonya’da düzenlenecek önemli bir barış konferansına odaklandı. Bu konferansın, Doğu Asya genelinde aktivistleri harekete geçirme açısından gerçek bir potansiyel taşıdığı vurgulandı.
Somut eylemler
Uluslararası Komite ayrıca, Dördüncü Enternasyonal yoldaşlarının güçlü biçimde içinde yer aldığı bir dizi önemli siyasal girişimi de tartıştı. Mart ayı sonunda Porto Alegre’de düzenlenen antifaşist konferans, içinden geçtiğimiz çalkantılı dönemde son derece zamanlı bir girişim olarak değerlendirildi ve bu vesileyle Enternasyonal’in bu konulardaki tutumlarını ortaya koyan bir bülten yayımlanacağı belirtildi. Mayıs ayında Brüksel’de gerçekleştirilecek Ekososyalist Buluşmalar ve Haziran’daki G7 bağlamında yapılan tartışmalar, bu mobilizasyonlara katılımı teşvik etmeyi amaçlayan bildirilerin kabul edilmesiyle sonuçlandı. Ayrıca Temmuz ayında İstanbul’da düzenlenecek NATO karşıtı zirvenin hazırlığı kapsamında 4 Nisan’da gerçekleştirilecek küresel antimilitarist webinara katılımın önemi vurgulandı.
Bunun yanı sıra, dünyanın giderek hızlanan militarizasyon sürecine ilişkin kararlar da kabul edildi: Ukrayna ile dayanışmayı ifade eden bir metin, İran’a yönelik askerî müdahaleye karşı bir metin ve Avrupa’daki yeniden silahlanma politikalarına karşı çıkan daha genel bir metin.
Toplantı, Kongre kararında belirtilen parti inşası görevlerinin nasıl hayata geçirileceğine dair bir tartışma oturumuyla sona erdi. Bu kapsamda basını güçlendirmek ve kamusal görünürlüğü artırmak, halihazırda yaklaşık on iki dile çevrilmiş olan Ekososyalist Devrim Manifestosu etrafında bir kampanya yürütmek ve daha güçlü bir Yürütme Bürosu seçmek gibi hedefler öne çıktı.
24 Mart 2026
