İmdat Freni

ABD/İsrail İran’dan Elini Çek! ABD Bombalarıyla Özgürlük Gelmez! – IV. Enternasyonal

Dördüncü Enternasyonal Yürütme Bürosu tarafından 28 Şubat 2026’da kabul edilen açıklama.

1. İran’a yönelik askeri saldırı tehdidinde bulunan çeşitli ABD yönetimlerinin ardından, ABD İsrail’le ittifak halinde ülkeye füze ve bomba saldırıları başlattı. Trump, İran ordusuna teslim olma ya da “kesin ölümle” karşı karşıya kalma çağrısında bulundu. İran ise Körfez genelindeki ABD askeri üslerine saldırılarla karşılık verdi ve şimdi daha geniş çaplı bir bölgesel savaş tehdidi söz konusu.

2. Bu savaşın bahanesi, İran’ın nükleer programı etrafındaki “sonuçsuz” müzakereler ve Trump’ın İran’ın Avrupa’yı hatta ABD’yi vurabilecek uzun menzilli füzeler inşa ettiği iddiasıdır. Bu, 2003’te George W. Bush ve Tony Blair’in Irak’ın Batı hedeflerini yalnızca “45 dakikalık uyarıyla” vurabileceğini iddia ettikleri dönemdeki söylemin aynısıdır. Küresel saldırı kapasitesine ve nükleer silahlara sahip en güçlü askeri güçlerin, New York kadar uzak yerlerdeki insanlar için İran’ın anlamlı bir tehdit oluşturduğunu iddia etmelerindeki ikiyüzlülük ortadadır. İran, uranyum zenginleştirme programında bazı tavizler vermeyi ve gaz ile petrolünü ABD şirketlerine açmayı teklif etmişti – ancak kendisine tam kişisel ve jeopolitik boyun eğiş talep eden Trump gibi bir zorba ve savaş kışkırtıcısı için bu yeterli değildi.

3. Askeri eylemler, neoliberal ve küreselleşmeci düzen çözülürken emperyalizmler arasında kaynaklara doğrudan erişim için artan rekabet bağlamında, neofaşist bir hükümet altındaki ABD’nin açıkça saldırgan ve sömürgeci yönelimi çerçevesinde değerlendirilmelidir. Venezuela’da Nicolas Maduro ve Cilia Flores’in kaçırılması ve bunun sonucunda ülke yönetimi üzerinde kurulan kontrol; Trump’ın Grönland’a yönelik tehditleri; Filistinlilere karşı süren soykırım ve Gazze’nin planlanan “yeniden inşası”; Batı Şeria’nın ilhakı; ve şimdi Tahran’a yağan bombalar – tümü bu yeni dünya düzeninin parçalarıdır. İlk füzeler başlangıçta İsrail tarafından fırlatılmış, ardından bölgedeki savaş gemileri ve uçak gemilerinden ABD askeri mühimmatı devreye girmiştir. Bu durum iki ülke arasındaki sıkı askeri ve siyasi bağı bir kez daha göstermektedir.

4. Bu son saldırganlık, Trump yönetiminin uluslararası hukuka, ulusların egemenliğine yönelik küçümseyici tutumunu ve “ABD çıkarları” olarak gördüğü hedefleri ilerletmek için tehdit ve fiili şiddet kullanımını sürdürmektedir. Ancak Trump’ın İran’a saldırısı, ABD’nin İran’a ve halkına yönelik uzun saldırganlık tarihinin yalnızca son bölümüdür. ABD, 1979’daki halk devrimiyle ABD destekli baskıcı komprador Şah rejiminin devrilmesini hiçbir zaman affetmemiştir. O tarihten bu yana tüm ABD başkanları ülkeye karşı ekonomik boykotlar ve zaman zaman askeri eylemler kullanmıştır. Hepsi, bölgeyi ve petrol kaynaklarını kontrol etme arzusunu örtmek için, mollaların diktatörlüğüne karşı İran halkını desteklediklerini ikiyüzlü biçimde iddia etmiştir.

5. İran hükümetine karşı yakın dönemdeki halk ayaklanması ve İran’daki teokratik rejimin bunu acımasızca bastırması, bazı kişilerin rejim değişikliği umuduyla ABD/İsrail saldırısına sempati duymasına yol açabilir. Güce geri dönme fırsatı sezen sürgündeki İranlı monarşist lider Rıza Pehlevi’nin destekçileri, askeri saldırıları memnuniyetle karşılamıştır. 1979 devriminde ailesi devrilen Pehlevi, Nisan 2023’te İran’da rejim değişikliğini görüşmek üzere İsrail’i ziyaret etmiş ve Netanyahu’nun restorasyon planlarına yardımcı olabileceği yönündeki umudunu gizlememiştir.

6. Bombalar düşmeye başlarken Trump, İran halkına “Özgürlüğünüzün saati geldi” diye seslenmiştir. Bu saldırı özgürlükle ilgili değildir ve Gazze ve başka yerlerde elleri kana bulanmış ABD ya da İsrail’in insan özgürlüğü ya da mutluluğuyla ilgilendiğine kimse inanmamalıdır. Bu, ABD emperyalizminin güçlerinin bölge üzerinde daha fazla kontrol sağlamak için yürüttüğü jeopolitik stratejik bir hesaplamadır. 5 Ocak tarihli açıklamamızda söylediğimiz gibi: “Trump ve Netanyahu’nun, monarşist hareketi finanse ederek ve İran’a karşı daha fazla askeri müdahale tehdidinde bulunarak yukarıdan bir çözüm dayatmaya çalışan ‘rejim değişikliği’ planlarını reddediyoruz. Trump’ın planlarının arkasında, Venezuela örneğinde açıkça ifade ettiği gibi, fosil yakıt rezervleri üzerinde denetim kurma hedefi yatmaktadır.”

7. İran’ın emekçi ve yoksul kitleleri yıllardır İran’daki teokratik hükümeti devirmek için mücadele etmektedir. Özellikle İranlı kadınlar bu hareketlerin ön saflarında yer almıştır; en belirgin örnek 2022’deki “Kadın, Yaşam, Özgürlük” hareketidir. İran, özellikle petrol sektöründe mücadele eden geniş bir işçi sınıfına ve sendikalara sahiptir. Öğrenciler ise rejimin Ocak ayında binlerce kişiyi katletmesinin ardından en son kitlesel protestolarla sokağa çıkmıştır. İran hükümeti zayıftır; yalnızca şiddet ve korku yoluyla ayakta durmaktadır.

8. İran rejimini devirmek İran halkının kendi görevidir ve Dördüncü Enternasyonal, oradaki anti-emperyalist ve sınıf mücadelesi temelindeki demokratik güçleri mücadelelerinde destekler.

Savaş karşıtı seferberlikler için dünya çapında harekete!
ABD ve İsrail’in İran’a karşı savaşına hayır!

İran halkıyla dayanışma!

ABD emperyalizmine ve İsrail sömürgeciliğine son!